Olağanüstü zamanlarda olağanüstü anne olma çabası

Gülçin Acar
olağanüstü

Dünya tarihinde belki meraklılarının bildiği ama çoğumuzun yabancı olduğu bir dönemin içerisindeyiz. Pandemiyle birlikte değişen birçok şeye ayak uydurmaya çabalarken ‘Ne yaşıyoruz biz ya?’ demeyi unutmuşum. Geçen gün Doktor Elif Pınar Çakır’ın (@guncel_anne) bir paylaşımıyla kendime geldim.  Evet, olağanüstü bir zamanda olağanüstü anne olma çabasındaki anneleri bir kahve eşliğinde yazıma davet ediyorum.

Ağustos 2019’da doğum yaptım. Birçok anne gibi bebeğimle birlikte kendi rutinime döneceğim günler o uykusuz gecelerde en büyük motivasyon kaynağım oldu. Çünkü zorlukları başarabilmenin yanı sıra bir de üstüne yeni kazanımlar eklemenin keyfi gerçekten bir başka oluyor. İlk üç ay kızımın kolik olması nedeniyle bol aksiyonlu geçti. 5 gün evden dışarıya adımımı atmadığımı çok net hatırlıyorum mesela. Bir koşturmanın içinde gün bitiyor zaten sokağa çıkmaya da halim kalmıyordu. Derken kızım Şubat ayı itibariyle 6 ayına girdi. İşlerin biraz daha keyiflendiği bir dönem aslında. Birincisi ek gıda serüveni başlıyor. Farkındalığı daha da oluşuyor bebeğin. Ben de kızımın yemeğini termosuna koyup belki çantasına bir meyve de atıp arkadaşlarımla buluştuğum, belki minik piknikler yapacağımız günlerin çok yakın olduğu umudu doğmaya başlamıştı. Ta ki o güne kadar…  11 Mart 2020 gününü hala flashback sahnesi olarak yaşıyorum. Ofiste toplantı vardı. Oradan dönüşte de kızım, annem, kardeşim ve çok yakın bir arkadaşımla parkta buluşmuştum. Birlikte bir şeyler yerken son dakika haberlerini görmüştük. Ve hayatımız birden değişti.

Pandemi annesi olmak

Dolayısıyla neredeyse bu zamana kadar tüm annelik deneyimi bu sürece gelen annelerdenim. Yeni normal olarak kabul edilen bu süreç bizim normalimiz gibi. Belki eskiyi hatırlayanlar için daha zorlayıcı olmuştur bu süreç orası da ayrı konu. Ama düşününce normal bir gün ekstra zorluklar barındırıyor artık. Maskeyle çocuğu parka çıkarmak, o şekilde onun peşinden koşmak zaten zorken bir de eskiye oranla daha fazla çocuğu kontrol etmemiz gerekiyor. “Aman hiçbir yeri ellemesin. Oturmadan önce temizleyici sprey sıkayım. İnsanlara fazla yaklaşmayalım” derken sokağa çıkma aktiviteleri kat be kat zorlaştı. Hadi bu riskleri almayalım ve dışarı çıkmayalım diyelim bu sefer de evde oyunlar bitiyor. Dönüp dolaşıp video izleme noktasına geliyoruz. Bu da ister istemez bir vicdan azabı yaratıyor. “Az mı ilgilendim? Kolay yolu mu seçtim? Video açmasa mıydım?” gibi gel gitler içerisinde insan ne yapacağını şaşırıyor.

Bir de gerçekten çocuklar bu yaşlarda birbirinden çok şey öğreniyor. Çok uzun süredir kalabalık ortamlara girmediğimiz için kızımda yaşıtlarını görme fırsatı yakalayamadı. Birkaç kere yaşıtlarıyla oynayabildi. Emeklemeye de o süreçte başlamıştı. Onlardan görmüş ve etkilenmişti besbelli. Belki öncesinde yaşıtlarıyla daha çok oynama fırsatı olsaydı daha çok kazanım elde edebilecekti. Bu seçeneğe çoğu anne ‘sağlık olsun’ dedik.

7/24 çalışan anneye evrilme süreci

Bir de evden çalışıyorsanız bu süreç gerçekten daha da bir insanı düşündüren bir hal alıyor. Öğle aralarında yemek yemeyip çocuklarını parka getiren çok anne gördüm parklarda. Aynı şekilde ben de evden çalışıyorum. Bir şeyi tam yaparsam diğer tüm sorumluluklar yarım kalıyor. Günün sonunda ben yorgun ama tüm işler de yarım olmuş oluyor. Ev işi, çocuk sorumluluğu ve ofis işleri karmakarışık bir halde olunca da sıra sana gelemiyor. Sevgili anne sıra sana gelmeyecek sen sırayı alacaksın. Başka çare yok! Tabii yine anne dönüp dolaşıp bu keşmekeşin içerisinde acaba “Çocuğuma yeterli vakit ayırabildim mi?” diye kendini sorgularken buluyor. Malum bebeklerle kaliteli vakit geçirmek çok önemli. Bir de eşi evden çalışan anneler var ki onlar bitmek bilmeyen bir ev işi döngüsüne düştü. Sürekli pişir, topla, yıka üçgeninde de nefes almak hayli yorucu.

Her şey anormalken biz ne kadar normal olabiliriz ki?

Sevgili anneler ben biraz daha rahat olmaya karar verdim. Evet, annelik her dönemde bir yetersizlik hissini beraberinde getiriyordu belki.  Ama kabul etmek gerekir ki olağanüstü bir dönemdeyiz. Elimizden gelenin en iyisini yaptığımıza zaten şüphe yok. Ee o zaman derdimiz ne? Kendimizi sorgulamayı bir nebze olsun azaltmalı ve yaşanan bu sürece hala adapte olmaya çalıştığımızı unutmamalıyız.  Yazımı çok sevdiğim bir sözle bitiriyorum.

“Tencerelerin senden daha parlak olmasına izin verme.”

Yorum yazın:

E-mail adresiniz paylaşılmayacaktır.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar

balık

Işığını Kaybeden Balık’la farkındalık dolu bir macera

Işığını Kaybeden Balık, Ada ve Toprak’ın tatilde keşfettikleri yepyeni bir dünyayı anlatıyor. Yardıma ihtiyacı olan balık Tedi ile birlikte

Devamını oku...
kanaması

Çocuklarda burun kanaması nedenleri neler?

Söz konusu çocukları olduğunda çok daha dikkatli ve özverili olan ebeveynler, bir anda ortaya çıkan burun kanamaları karşısında endişe

Devamını oku...
kontrolü

Gebelikte kilo kontrolü nasıl sağlanır?

Yaklaşık olarak kırk hafta süren gebelik süreci, bir kadının hayatında en hızlı kilo aldığı dönemdir. Gerek anne adayının sağlığı gerekse bebeğin

Devamını oku...

Mobil Menü