Lohusalık döneminden güçlü anne olarak çıktım

Gülçin Acar
lohusalıktan

Hayatımın kesinlikle en özel günü kızımın doğduğu gün. O günden sadece iki gün önce Instagram’da dolanırken Berna Mutlu Aytekin’in lohusalık üzerine bir postunu okumuştum. Yazıda günlerce banyoya giremediğinden, o dönemki bazı kaygılarından bahsediyordu. Ve ben “Banyoya girememek mi? Yok canım 10 dakika alt tarafı o kadar da değil” dedim. Bu söylediğimi dün gibi hatırlıyorum. Doğumdan tam tamına 13 gün sonra ise  “Hamilelik hormonlarının yerini kaygıya bıraktığı döneme lohusalık deniyor. Buz üstünde yürümek, sevmenin en güzel halini yaşarken dipsiz kuyulara düşmek gibi” yazmışım bir kağıda. Nasıl ama? Evet, bu zamana kadar benimle dertleşen tüm annelerden özür dileyerek başlamak istiyorum yazıma. Şey; ben aslında sizi hiç tam anlamamışım ya. Bugün lohusalıktan bahsetmek istiyorum.

Yalnız değilsin

Peki neden anlamadım acaba diye kendime çok sordum. Az çok bir aklım, övündüğüm de bir empati yeteneğim var aslında. Üstüne yıllardır etrafımda en az bir hamile vardı. Ama başıma gelmeden bazı şeyleri hiç anlamamışım. Lohusalık üzerine yazıp yazmama konusunda çok düşündüm aslında. Çünkü çok hassas, çok kişiye özel bir dönem. Ve ben bir psikolog değilim. Sadece sizinle kendi deneyimi paylaşmak istiyorum. Çünkü sanırım ufaktan lohusalık depresyonunun kenarlarında dolaştım. Ve bunu yaşayan bir anne olarak o dönem yalnız olmadığımı bilmek bana çok iyi gelmişti. Evet, yalnız değilsin. Bunu yaşayan ilk anne değilsin. Maalesef son anne de olmayacaksın. Seni anlıyorum. Ve sana kocaman sarılıyorum canım anne… Hadi biraz konuşalım.

Hayatınızın en özel günü geldi çattı. Baby shower yapılmıştı. Hastane odası süslendi. Fotoğrafçı tutuldu ya da birilerinden rica edildi. Tabii ki geleceklere hediyeler ve şeker hamurundan kurabiyeleri de verdiniz. Doğumdan çıktınız bir şekilde saçınız başınız düzeltildi, az biraz makyaj yaptınız. Her şey tamam… O zaman artık gerçek dünyaya dönebiliriz. Peki, bu peri masalında kimsenin konuşmadığı ama en gerçek şeyi de hissediyor musunuz?

ENDİŞE

Ben de tam olarak böyle oldu. Doğumdan sonra dış kaynaklı kötü bir deneyim yaşadım. Ve bir şekilde bunu çok içselleştirdim. Zaten hormon dengelerim değişiyor. Bebeğim en yakınım ama onu tanımıyorum. Bir de kızım kolikti. Yaklaşık üç saat ağlama krizine girebiliyordu. İlk doktor muayenesinde hiç konuşamadan sadece ağladım. Doktorumuz da bu kontrolün aslında benim için olduğunu söylemişti. Bebeğimin kolik olduğunu bunun normal olduğunu hatta ağlama krizleri daha uzun süren bebeklerin olduğunu da söyledi. Tabii bu ağlama krizlerinin önüne geçememek, bebeğimi sakinleştirmeyi başaramamak, o dönem psikolojimi çok etkileyen meme reddi, kızımın uykuya geçememesi ve tecrübesizlik nedeniyle bir zaman sonra kaygılar beni esir aldı.

Yeterli besleyebiliyor muyum? Sütüm yetiyor mu? Mama mı versem? Neden kusuyor? Üşüttüm mü? Sanki hırıltılı mı nefes alıyor? Neden sürekli ağlıyor? Kesin bir yeri ağrıyor. Yok yok bir şeyi yanlış yapıyorum ben… Liste böyle uzar gider. Kendine güvenmeyiş hali ruhumu esir aldı. Tabii bu arada kişisel bakım denilen şey benim dünyamda rafa kalkmıştı. Berna Hanım’ın bahsettiği duşa bile vakit bulamama kısmını tabii ki yaşıyordum her lohusa gibi. Ama tüm bunları yaşarken de bu günlerin geri gelmeyeceğinin ve bebeğimin bu zamanlarının tadını çıkarmam gerektiğini sürekli sürekli kendime söylüyordum.

Nasıl üstesinden geldim?

Yazmak bana çok iyi geldi sevgili anne. Tam olarak ne hissettiğimi günlerce sayfalarca yazdım. İçim bazen çok sıkılıyordu. Ve bu sıkıntıyı ben yazarak attım. Etrafımda hep bana iyi gelen insanlar vardı. Kimse beni yargılamadı, saygı duydu. Tüm ailem ve tabii ki eşim çok büyük destekti. Kendime en güvenmediğim anlarda beni ayağa kaldırdı. Ve bir zaman sonra kendime ve bebeğime zaman tanıma kararı aldım. Birbirimizi tanıma süreci sancılı olabilir dedim. Bu çok normal… İçgüdülerine ve bebeğine güven Gülçin dedim kendime. Doğruyu birlikte bulacaksınız. Hatta o günlerde “Endişelerim bize yük ve olumsuzluk. Oysa ben sadece sevgi vermek istiyorum. Onu çok seviyorum ve bu sevginin sadece ona güven vermesini istiyorum” yazmışım. Bu dönem bebeğim meme reddi yaşıyordu ve uykuya geçişte sorun yaşıyorduk. Olumsuzlukları görmezlikten geldim ve sütümü arttırma yollarını araştırmaya giriştim. Sonuçta biberondan da olsa anne sütü alması için elimden geleni yapacaktım. Hatta bu süreç başka bir yazının konusu olsun.

Mükemmel anne illüzyonu

Sosyal medyanın bize çoğunlukla gösterdiği doğumdan birkaç gün sonra eski hayatına kaldığı yerden devam eden hayatların çok nadir olduğuna da karar verdim bu süreçte. Çünkü o ‘mükemmel anneler’ bir noktada sizi daha da yetersiz hissettirebiliyor. Ne eski formumuza, ne eski rutinlerimize ışık hızında dönmemize gerek yok. Uykusuz gecelerin ardından pozitif mesajlar vermek zorunda da değiliz. İnsanlara çok yoruldum demeniz de bence ayıp değil. Bu sizin çocuğunuzu az sevdiğinizi göstermiyor. Gerektiğinde yardım istemekten asla çekinmeyin. Evet, sizin nefes almaya ihtiyacınız var. Bu ayıp değil. Bu çok normal. Kucağınızda bir bebek var. Önceliğiniz onun bakımı. Tabii ki her istediğiniz dakika duşa giremiyor belki öyle bir süre yaratıldıysa uyumayı tercih ediyorsunuz. Mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Ve bence kimse mükemmel değil. Sadece göstermek istedikleri kadarını görüyorsunuz.

Lohusalıktan güçlü anne olarak çıkmak

Ve sevgili anne, ben fiziksel ve ruhsal olarak en zorlandığım günlerin ardından daha güçlü çıkan bu kadını da çok sevdim. Kalbimin nasıl büyüdüğünü gördükçe hayret ettim. Kızımla birlikte bazı zorlukları başardıkça gurur duydum bu ikiliyle. İçerisinde olumsuz deneyimler de yaşasanız bu lohusalık sürecinden her anne çok daha güçlü, çok daha kendine güvenen ve başaracağına inanan biri olarak çıkıyor bence. Ve evet bebeğinin ne istediğini gözünden anlayacağın günler çok yakında. Kendine güven, bebeğine güven ve size zaman tanı. Her şey yoluna girecek.

Fikirleriniz benim için çok değerli. Yorumlarınızı bekliyorum.

2 yorum Lohusalık döneminden güçlü anne olarak çıktım

Yorum yazın:

E-mail adresiniz paylaşılmayacaktır.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar

psikolojik

Her 10 kadından 8’i psikolojik şiddete uğruyor

Pandemi döneminde ağırlaşan ekonomik ve sosyal koşullar, kadına yönelik şiddeti artırdı. Şiddet denilince akıllara ‘fiziksel şiddet’ gelse de her

Devamını oku...
babalık

Zor koşullarda babalık işlevinin önemi artıyor

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şirin Seçkin ile Adli Tıp Uzmanı – Psikanalist Prof. Gökhan Oral’ın babalık üzerine

Devamını oku...
Weewell

Weewell ile yoğurt mayalamak çok kolay

Yoğurt, bebeklerin ek gıdaya geçiş sürecinde, ebeveynlerin en çok tercih ettiği besinlerden biridir. Ayrıca yoğurt, geleneksel mayalama yöntemlerinin dışında

Devamını oku...

Mobil Menü